NANKÖRLER ORDUSU

 NANKÖRLER ORDUSU
Okunuyor NANKÖRLER ORDUSU

Tarih 29 Ekim 1914 idi. Osmanlı Devleti kendini bir anda 1.Cihan Harbi’nde bulmuştur. Güçsüz ve istikrarsız olan imparatorluk, ağır ağır son nefeslerini veriyordu. Tam 7 cephede mücadele veren Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim 1918 yılında Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak savaştan ağır bir yenilgi ile ayrılmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en önemli iki maddesi; 7 ve 24. Maddelerdi.
7.Madde: İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik bölgeleri işgal edecekler.
24.Madde: Vilayat-ı Sitte’de (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Bitlis, Sivas) bir karışıklık çıkarsa, İtilaf Devletleri buraları işgal edebilecek.
Kendilerini medeniyetlerin beşiği olarak gördükleri çakal Avrupa ordusu bir şeyleri bahaneler ederek yurdumuzu işgale başlamışlardı. İngilizler Musul’a, Fransızlar; Dörtyol, Mersin, Adana ve Pozantı’ya, Yunanlılar İzmir’e, İtalyanlar Güneybatı Anadolu’ya asker çıkarmıştı. İşgallere Osmanlı Hükümetinin tutumu da antlaşmanın ağır şartlar taşıdığının farkındaydılar ve güçlerinin yetmemesi nedeniyle teslimiyetçi bir politika izlemek zorunda idiler. Mondros Antlaşmasını imzalayan Rauf Orbay bir gazeteye yaptığı açıklamada, ‘’Sonuçtan memnun olduğunu, tahmininden de iyi şartlar taşıyan bir mütarekeye imzaladıklarını’’ ve daha kötü durumlar yaratılmayacağına dair teminat verdiklerini belirtmişti. Padişah V.Mehmed (Mehmet Reşad) ise ‘’Şartlar çok ağır olmasına rağmen kabul edelim. Biz sonra İngilizlerin müsamahasına nail olacağız’’ diyerek çoktan teslim olduğunu belirtmişti.
Art arda devam eden işgaller ve Osmanlı Hükümeti’nin teslimiyetçi ruhu altında ezilen Türkler kurtuluş çarelerine girişmişti. Mustafa Kemal Paşa ve yakın çevresi tarafından başlatılan milli mücadele ezilmiş Türk halkını galeyana getirdi. Türklük duyguları uyanan halk, işgale uğrayan yerler için harekete geçti. Türk milleti’nin sesini, mücadelesini, yapılan haksızlara karşı koymak için silahlı ve silahsız teşkilatlar, cemiyetler kurulmaya başlandı. Genel olarak ‘’Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’’ adı verilen bu teşkilatlar, Türklük duygusunu ortaya çıkarmıştı.
Şimdi gelelim nankörler ordusuna. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları o kadar imkansızlığa, açlığa, hastalıklara rağmen yurdumuzu işgal etmiş medeniyetsiz soysuzlarla uğraşırken -yedi düvelle uğraşırken- içimizden çıkıp yedi düvelle bir olarak arkamızdan vurdular. Milli mücadeleye, Türklüğe, Türk’e düşman oldular.
Peki, bu nankörler kimdir ?
Bizatihi Sait Molla tarafından kurulan İngiliz Muhipler Cemiyeti. Kurucuları arasında Sultan Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit de vardır. Amaçları bağımsızlığından zerre taviz vermeyen Türk’ü İngiliz mandasına sokmaktı.
Sözde bazı aydınlar tarafından kurulan Wilson Prensipleri Cemiyeti. Cemiyetin kurucularına ve üyelerine baktığımızda sıklıkla isimlerini duyduğumuz edebi şahsiyetleri görüyoruz. Refik Halit, Halide Edip Adıvar gibi isimler. Yol başcımız Ziya Gökalp’e soy iftirası atan Damat Ferit Hükümeti’nin bakanlarından vatan haini Ali Kemal de bu cemiyetin üyesidir. Amaçları bağımsızlığından zerre taviz vermeyen Türk’ü ABD mandasına sokmaktı.
Dönemin büyük devletlerin desteğiyle kurulan Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti. Yıllardır ekmeğimizi bölüştüğümüz, açıp kalıp aç bırakmadığımız vatansızlar doğu da bağımsız bir kürt devleti kurmayı amaçlamışlar. Daha bağımsız bir şekilde cemiyet kuramıyorlar kalkmışlar devlet kuracaklar.
Din duygularını istismar eden çalışmalar ile söz ettiren İslam Teali Cemiyeti.
İngiliz mandasını kurtuluş olarak gören padişaha, bağlılık gösteren ve yerel özerklik isteklerinde bulunan Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti.
Rusya’da kurulan Etniki Eterya Cemiyeti. Amaçları ‘’Megalo İdea (Büyük Ülkü) ‘yı gerçekleştirmekti. Bizans İmparatorluğu’nun hakim olduğu ülkelere yeniden sahip olarak, ‘’Büyük Yunanistan’’ kurmak isteniliyordu ve başkent İstanbul olacaktı. Bu çalışmalara destek olan bir diğer cemiyet ise Mavri Mira Cemiyeti idi.
Trabzon merkezli olan Karadeniz Bölgesi’nde Rum Pontus Devleti’ni yeniden canlandırmak için çalışmalar yapan Rum Pontus Cemiyeti.
11.yüzyılda Anadolu’da Bizans İmparatorluğu tarafından zulümlere uğrayan ermeniler, Tuğrul ve Çağrı Bey anadoluya geldiklerinde Türklerin merhametiyle tanışmıştı. 600 yıl ekmeğimizi yediği bu kansız sürüsü, Türk’e başkaldırmıştı. Hınçak ve Taşnak cemiyetlerini kurarak bağımsız bir Ermeni devleti amaçlamıştı. Ve yine görüyoruz ki tek başlarına, öz dinamikleriyle bir cemiyet bile kuramazken kalkıyorlar devlet kurmaya. Şuursuzlar.
Sevgili Türkçü Kardeşim,
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, milli mücadele kahramanları sadece işgalciler ile savaşmadı. Yeri geldi İngiliz hayranı Osmanlı hükümeti ile mücadele etti yeri geldi hainlik, kansızlık eden vatansız pisliklerle mücadele etti. Bu kadar çok düşmanla gerçekleştirdiği mücadele sonunda biz Türklere kan ile can ile kurulmuş bir cumhuriyet bıraktılar. Bunun bilincinde olarak yaşamımıza devam edelim. Cumhuriyetimize, ırkımıza sahip çıkalım.
Ne güzel de söylemiş Gazi Paşa ‘’Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’’
Biz Türkçüler olarak Gazi Paşamızın emanetini ilelebet payidar kalması için gereken mücadeleyi vereceğiz. Esen Kalın…
-MELİH GÖRKEM BABACAN
Kaynak: EKEN HALİT, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, BURSA: DORA YAYINCILIK, 2019

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın